1. YAZARLAR

  2. Birsen İnal

  3. Bir kitap fuarının ardından
Birsen İnal

Birsen İnal

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir kitap fuarının ardından

A+A-

Diyarbakır TÜYAP 7. Kitap fuarı 6 Ekim 2019 akşamı 9 günlük maratonunu rekor katılım, 175.800 ziyaretçi ile tamamladı. Kitap Fuarı, Eylülü Ekime bağlayan haftayı da içine alarak dolu dolu dokuz gün yaşattı tüm kitapseverlere.

Öncelikle fuar süresinin dokuz güne çıkarılması harika bir fikirdi. Çünkü çalışan okuyucu iki hafta sonu fuara gitme şansını yakalamış oldu. Bu durum hem okuyucu hem de yayıncılar açısından çok iyi oldu.

Güzel bir açılışla 28.09.2019 günü saat 12.00’de start verildi. Stantlar hazırdı, açılış programından sonra protokol mensupları stantları gezerek hem kitaplara göz gezdirdiler hem de yayıncılara, yazarlara iyi dileklerde bulundular. Organize ufak tefek aksak ve eksikliklerin dışında çok iyiydi. Fuar süresince Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası harika bir ev sahipliği yaptı. Bu konuda DTSO Başkanı Sayın Mehmet KAYA’ya, TÜYAP Diyarbakır Yönetimine ve fuar süresince konukları Vip salonunda güler yüzleriyle, misafirperverlikleriyle ağırladıkları için canım arkadaşımın kızı Gözde OCAK BASTİMAR’a ve tüm çalışanlara yürekten teşekkür ediyorum.

Fuar süresince canlı yayınlar da devam etti. Bu bağlamda, sunucu, programcı, müzisyen Ferat MEHMETOĞLU amedradyo tv aracılığıyla onlarca yazarı fuar alanında konuk ederek canlı yayın yaptı. Fuar atmosferini ve konukların görüşlerini anında sıcağı sıcağına dinleyici/izleyiciye ulaştırdı. Yine fuar süresince konuk yazarları Can TV’ye konuk alan şair, televizyoncu ve bestekâr Burhan İŞİYOK da canlı yayın aracılığıyla tüm dünyaya Diyarbakır’daki havayı soluttu. TİGRİS Haber’den usta haberci Mümin AĞCAKAYA da fuar alanında yazarlarla yaptığı röportajları gazete aracılığıyla okura ulaştırdı.  İyi ki varsınız Diyarbakır Medyası…

Kitap fuarları; on binlerce kitabı ve yayını bir arada bulabileceğimiz gibi sevdiğimiz yazarlarla tanışma, sohbet etme ve kitaplarını imzalatma olanağı da sunan tek platformdur. Türkiye’nin en büyük kitapçı dükkanı söyleyebiliriz. Hiçbir yerde bu kadar çok çeşidi bir arada bulamazsınız. Nerdeyse satışta olan her kitabı bulmak, karıştırmak, almak mümkün.

Aynı anda söyleşi, panel, şiir dinletileri, atölye çalışmaları gibi onlarca etkinliğe de katılma olanağı sunar. İlgilenenlere yurtdışından gelen yazarlarla buluşma fırsatı, yayıncılık sektörü ile ilgili yenilikleri takip etme şansı, uluslararası yayınları bulma imkanı, uluslararası edebiyatları keşfetme, farklı kültürleri tanıma fırsatı, süreli yayınlara, dergilere, geniş ve farklı dillerde yayın yelpazesine ulaşma imkanı sunar. Öğrenciler, indirimli kitap almak adeta için fuar yolu gözlerler eğer ki fuar okulların açıldığı sezona denk gelmişse. Diyarbakır’da iki sezondur öğrenciler bu şansı kullanıyorlar. Yayıncılar sokağı öğrencilerle dolup dolup taştı fuar süresince. Bu bağlamda yayıncı da öğrenci de oldukça memnundular.

Sivil toplum kuruluşları, dernekler sokağında ise farklı seslere ve farklı renklere ulaşma şansınız çok yüksek. Her stant ayrı bir renkte ayrı bir havadaydı. Ne yapıp edip fuara gelemeyen, içeride bir turlayıp kitap almayan, fuar alanında olmalarına rağmen bir panele hiç değilse şöyle bir uğramayan kitapseverler/yazarlar çok şey kaçırdılar bence.

Kimisi “Aman fuarda ne işim var onca hengamenin içine giremem ben. Bir tıkla kitap kapımda.” der ama 250 farklı ABD şirketinde yapılan ankete göre, okurların % 91 internet fuarın yerini almaz demiş. Siz siz olun bir dahaki kitap fuarını kaçırmayın.

 

Fuar bir yana Diyarbakırlı likör ustası Silva ÖZYERLİ’nin Aras Yayıncılıktan çıkan kitabı AMİDA’NIN SOFRASI adlı kitabının Diyarbakırevi’nde gerçekleştirilen tanıtım programı bir yana. Ne çok duygulandık ve ne çok eğlendik.

Diyarbekir’de doğup büyüyen şimdilerde İstanbul’da yaşayan Silva, memleketini hep içinde yaşatmış. Tam on yıl üzerinde çalıştığı, uzun araştırmalar sonucuna Ermeni Mutfağının özel yemekleri ve hikayelerinden oluşan Amida’nın Sofrası kitabını kendi deyimiyle toprağına teslim etti o akşam hem de bir zamanlar kendinin de yaşadığı bazalt taşlı, toprak damlı Diyarbekir evinde…

3 Ekim günü fuar sonrası koştur koştur Diyarbakırevi’ne gittik. Hazırlıklar tamamdı. Sanat, yazar, siyaset çevrelerinden büyük bir kalabalık vardı hêwşte. Silva, kitabında yer alan Ermeni Mutfağının özel yemeklerinden biri olan Pıte-Pıle'yi yapacaktı. Malzemeler masadaydı, kollar sıvandı tarihi Diyarbakır Evi’nde Kürd’ü, Ermeni’si, Türk’ü, Arap’ı ve belki de başka ırklar da vardı hepimiz bir yürek olarak o masa etrafında yer aldık. Günümüz sofralarında pek rastlanmayan eski bir Ermeni Yemeği olan 'Pıte-Pıle'yi meraklı bakışlar altında ve onlarca basın mensubu karşısında marul yapraklarıyla sardık. Silva, bir yandan o hünerli elleriyle sarıyor bir yandan da anlatıyordu zaman zaman boğazı düğümlense de...

 

"Ben geldim toprağımdayım… Kitabımı toprağına teslim etmenin mutluluğu içindeyim. Bu kitapta yer alan yemekler ve hikayeler bu toprağın kültürüne aittir. Bir kültür 3-5 yılda oluşmaz. Bütün halkların yüzyıllarca birlikte oluşturduğu ve bugüne taşıdığı bir değerdir. O kültürü oluşturan halklardan biri ezildiği ve yok sayıldığı zaman o kültür de yok oluyor. Sadece toprak yok olmuyor yoksullaşmıyor kültür de yoksullaşıyor. Bu kültürün devam etmesi gerekiyor. Benden sonra mutlaka bir kişi bu kültürü devam ettirecek ben buna inanıyorum. Bu şekilde kültürümüz de yaşamaya devam edecek…” derken el birliğiyle koca bir quşxana yıkık sarma sarıldı ve ocağa konuldu.

Sırada tanıtım ve imza vardı. Şeyhmus DİKEN moderatörlüğünde yapılan tanıtım da zaman zaman zaman gözyaşlarımıza hakim olamadık. Hele Silva, annesinin zerzemindenki (kiler) un küpünden aldığı son unla yaptığı ekşi hamurlu ekmek hamurundan bir sonraki hamurda kullanılmak üzere ayırdığı ekşi hamuru tekrar hamura katıp yoğurduğunu anlattığı anda hıçkırıklar taş avludan göğe yükseldi. Çünkü bir sonraki un da hamur da olmayacaktı ki ekşi hamuru ayrısın bu son hamur ve EKŞİ HAMURDU…

Ağladık, ama duygularımız çok karmaşıktı sonrasında gülebildik. Çünkü o akşam eski komşular buluşmuştu. Gece boyu ağlayamazdık. İmza sonrası Silva büyük bir cevvalıkla mutfağa koştu, sarmaların üstüne dökülecek yumurta sosunu da yaptı. Marulların saplarından yapılan cacıkla beraber servis edildi. Lezizdi tek kelimeyle.

Bize bu eşsiz geceyi ve eşsiz tadı tattırdığın için berxüdar olasan SİLVA ÖZYERLİ…

 

 

Bu yazı toplam 917 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.