İbrahim Ateşoğlu

İbrahim Ateşoğlu

Bir Ud, Bir Hasret, Bir Şehir: Udi Yervant

Bir Ud, Bir Hasret, Bir Şehir: Udi Yervant

whatsapp-image-2026-05-07-at-11-08-10.jpeg

Gavur Mahallesi’nden dünyaya açılan,
ama dünyanın hiçbir yerinde
Diyarbakır’dan kopamayan bir ses…

Memleketten kopuş…
müzikle ayakta kalış…
ve yıllar sonra
yeniden Diyarbakır’a dönüş…

1965 yılında
Diyarbakır’ın Suriçi’nde,
Gavur Mahallesi’nde dünyaya geldi.

Aslen Liceli bir ailenin çocuğuydu.

Yervant Bostancı…
nam-ı diğer
Udi Yervant…

Daha çocuk yaşta
müziğin içine doğdu.

Dört yaşında darbukayla ritim tuttu…
10 yaşında bağlama çaldı…
11 yaşında cümbüşle tanıştı.

Sonra ud…

Ve o ud,
hayatının en uzun yol arkadaşı oldu.

İlk müzik eğitimini
Surp Giragos Ermeni Kilisesi’nin korosunda aldı.

Ama onun asıl okulu
Diyarbakır sokaklarıydı.

Mahalleler…
düğünler…
uzun havalar…
Ermenice türküler…
Kürtçe ağıtlar…

Hepsi onun hafızasında
birbirine karıştı.

Çünkü o,
bu şehrin çok sesli hafızasının içinden çıktı.

1970’li yıllar…

Hayat değişti.
Şehir değişti.

Ve bir gün
ailesiyle birlikte Diyarbakır’dan ayrılmak zorunda kaldı.

Önce İstanbul…

Üsküdar Musiki Cemiyeti…

Türk Musikisi eğitimi…
korolar…

Sonra sahneler…

Zeki Müren…
Adnan Şenses…
Alâattin Şensoy…

Birçok sanatçıyla çalıştı.

Ama ne olursa olsun
onun içinde hep aynı şehir vardı:

Diyarbakır.

1992 yılında
yolu Amerika’ya düştü.

Los Angeles’ta yıllarca yaşadı.

Albüm yaptı…
konserler verdi…
Avrupa’nın birçok kentini dolaştı.

“Dicle Başında”…
“Duvardan Duvara Diyarbakır Dansı”…
“Taşlar Şahit”…
“Diyarbekir Diyarım Yitirmişem Yanarım…”

Onun şarkılarında
hep bir memleket özlemi vardı.

Çünkü bazı insanlar
gittikleri yere alışsa da
doğduğu şehri hiçbir zaman unutmaz.

2013 yılı…

Uzun yıllar sonra
yeniden Diyarbakır’a döndü.

Bu dönüş
sadece bir yolculuk değildi.

Bir vuslattı.

Bir zamanlar ayrıldığı sokaklara…
çocukluğuna…
sesine…
hafızasına dönüş…

Bugün…

Udi Yervant,
Diyarbakır’da yaşamını sürdürüyor.

Surp Giragos Ermeni Kilisesi’nde
rehberlik yapıyor…

Ama aslında hâlâ
aynı şeyi yapmaya devam ediyor:

Bir şehrin hafızasını anlatıyor.

Bazen bir udla…
bazen bir türküyle…
bazen de sadece sesiyle…

Ve bazı insanlar…
gittikleri yere değil,
döndükleri şehre ait olur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İbrahim Ateşoğlu Arşivi
SON YAZILAR