Mümin Ağcakaya

Mümin Ağcakaya

Dicle kente küstü

Dicle kente küstü

Diyarbakır’da Keçiburcu kentin bir seyir terası gibi. Bu aralar uzun bir aradan sonra tekrar eski ziyaretçileriyle buluşmaya başladı. Burca çıkıp Hevsel’i ve kenti seyretmeye başlayınca düşünceler de peş peşe akmaya başlıyor. Buraya çıkınca hemen hemen herkesin aklından geçirdiği Ahmet Arif, Cahit Sıtkı ve daha niceleri oluyor. Göz alabildiğince uzanan eşsiz manzara insanı beton yığınlarından uzaklaştırıyor. İnsan tekrar tekrar baktığında hep yeni şeyler insanın aklına takılıp duruyor. Bu düşünceler bazen insanı üzüyor, bazen de geçmişe, tarihi bir yolculuğa çıkarıyor.

Burada insanın canı en çok çayı çekiyor. Çayı yudumlarken her taşı tarih kokan bazalta dokunduğunda sanki kabuk bağlamış bir yaranın üzerinde eline gezdirir gibi altında yatan acıyı hissedebiliyorsun.

Hevsel’i koynunda saklayan Dicle’nin eski akışından eser kalmamış hali hüzünlü akışı. Eskiden geçtiği yere hayat veren Dicle kirletildiği için artık balıkları bile yaşatmakta zorlanıyor. Akışına set çekilen Dicle’nin eski gücü olsaydı, özgür akışını sağlayabilseydi, kirletilerek küstürülmeseydi akışı böyle mi olurdu. Özgür ve dizginlenemeyen akışı engellendiği için küstü. Kente sırtını döndü. Ama önce kent ona tarihin en büyük kötülüğünü yaptı. Onun suyunu bulandırdı, atıklarını kontrolsüzce bıraktı, barajlarla setlerle akışı engellendi. Bu yüzden Dicle’de kente küstü. Bundan sonra barışması o kadar kolay gözükmüyor. Gelecekte o eski Dicle’yi çok arayacağız ama zor bulacağız. Belki de bir daha bulamayacağız.

Mümin Ağcakaya

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mümin Ağcakaya Arşivi
SON YAZILAR