Selim Kaplan

Selim Kaplan

Din görevlilerinin maaşını anketle belirlemek

Din görevlilerinin maaşını anketle belirlemek

“Ben Kur-an’ı okudum Müslüman oldum, ilk önce Müslümanları tanısaydım Müslüman olmazdım…” (Yusuf İslam-Cat Stevens)

Otuzlu yaşlarda Kur-an’ la tanıştıktan sonra, İslamiyet’i seçip Müslüman olan ve adını da Yusuf İslam olarak değiştiren, İngiliz müzisyen Cat Stevens’ın Müslümanlarla ilgili söyleminde haklı mıdır?

Ramazan’ın ilk Cuma gününde, yaklaşık bin beş yüz kişinin olduğu camide, namaz öncesinde, genç bir vaiz; farz, sünnet ve vacip namazlarını hazırdakilere sükûnetle açıklıyordu. Ezanın okunması ile Caminin imamı, standart imam cübbesinden farklı ve fakat gösterişli giyimiyle(!) mihraptaki yerini aldı.

Sünnet namazının kılınmasından sonra, İmam efendi cemaate dönerek, ne için olduğunu söyleme zahmetinde de bulunmadan “namazdan sonra yardım toplanacaktır” deyip minbere yöneldi. Bazı camilerde, toplanacak yardımlar için “Kur-an kursları, yapımı devam eden camiler Vb. için” tarzındaki ifadeler kullanılırken, sebebi söylemler kullanılmadan yardım toplanacağının söylenmesi, bir ricaya benzemiyordu ve insanların rızıklarından yaptıkları yardımın ne kadar basit görüldüğünün ifadesi gibiydi!

Minberde Hatip, “Ramazan, Cami ve hayat” başlıklı, Diyanet İşleri Başkanlığının haftalık hutbesini, A-4 kâğıdı yerine(!) cep telefonundan, duygudan ve hitabet sanatından yoksun bir ifade ile okudu. Hutbenin devamında, imam efendi, belki sadece kendisi ve 8-10 kişinin anlayabileceği tarzda, tamamen Arapça ve ezberlenmiş bir şiiri okurcasına uzun bir dua okuyup, Son olarak ta Nahl Suresinin 90’ıncı ayetini yine Arapça okuyup, ayetin Türkçesini açıklama zahmetinde bulunmadan minberden indi.

Minberde okunan dua ile cemaat adına Yaradan’dan ne istendi, Nahl suresinin 90’ncı ayeti ile Yaradan’ın insanlara nasıl bir mesaj verdiği anlaşılmadı! Cami cemaatinin bu uhrevi duygulardan mahrum bırakılmasının, din adamlarının yasal mecburiyetlerinden olan “İnsanlar arasında ülfet, sevgi, dayanışma ve kardeşliği artırıcı faaliyetlerde bulunmak “ görevinin tanımına ne kadar uyduğunu takdirlerinize sunuyorum!

Namazın bitiminde, cemaat camiden çıkarken, cami içinden başlayıp, cami avlusu ve çıkış kapısına kadar, en küçüğü sekizli yaşlarda olmak üzere, çoğunlukla çocuk ve kadınlardan oluşan bir dilenci ordusu ile karşılaşılır. Yetişkinlerin dilencilik yapması kabahat iken, çocukların dilendirilmesi suretiyle istismar edilmesi suç olup, üç yıla kadar hapis cezasını gerektirmektedir. Cami yönetimi ile yerel yöneticiler bu suçun işlenmesine engel olamamışlardır.

Ramazan ayının orucu ile donanımlı ve huşu ile Cuma namazı kılmak için camiye gelen Müslümanların; rızıklarının basit görülmesinin, dua ve ayetlerden nasiplenlenmelerinden mahrum bırakılması ile dilencilik yaptırılan çocuklar vasıtasıyla duygularının istismar edilmesini, hak edip etmediklerini okuyucularımızın takdirine sunuyorum!

Her fırsatta camilere davet edilen Müslümanların, camideki din görevlileri tarafından, Peygamberimizin sünnetine uygun ağırlanmaları gerekmiyor mu?

Dünya İslamilik endeksine göre; dünyadaki 150’e yakın ülke arasında, 2015 yılında 65’inci sırada olan Türkiye’nin, 2025 yılında 109’uncu sıraya gerilemesinde, din görevlilerimizin camilerde vatandaşa yaklaşımı ile özellikle sosyal medyada din adına yapılan konuşmalarda, hurafelerin yer almasının etkisi yok mudur?

Akıl sahibi insanların, kendi irade ve arzularıyla seçtikleri inançlardan oluşan din olgusu; onların mutluluğu, kültürleri, dayanışmaları, yaşam tarzları ve birliktelikleri için birincil derecede önemlidir!

İki bin yıl boyunca, beş kıtada dağınık yaşayan Musevileri, nihayetinde atalarının topraklarında bir araya getiren ortak inançları ve dinleri değil midir?

Ulusal para birimleri doların üzerinde “IN GOD WE TRUST (Tanrı’ya güveniyoruz)” ifadesi yer alan ABD’nin Başkanı, 5 Şubat 2026’da katıldığı ulusal dua kahvaltısında, Amerika’yı “Hristiyan bir ulus” olarak niteleyip, şu hitapta bulunuyordu! "Bazı kiliselerin, yeni üye sayısında yüzde 30, yüzde 50, hatta yüzde 70'lik artışlar görünüyor. Ayrıca, her hafta kiliseye giden insan sayısında da artış var. Bu heyecan verici yenilenmeyi desteklemek için, 17 Mayıs 2026'da ülkenin dört bir yanından Amerikalıları Ulusal Anıt Alanımızda bir araya gelmeye, dua etmeye, şükretmeye davet etmekten mutluluk duyuyorum..."

Dünya İslamilik endeksinde, çok dinli ve mezhepli ABD’nin, Müslüman olan ülkemizden daha iyi seviye olan 39’uncu sırada olması tesadüf mü, yoksa başta din görevlileri olmak üzere, vatandaşları ve devletlerinin inançlarına doğru yöntemlerle sahip çıkmaları mıdır?

Toplumun adeta çimentosu olan dini; vatandaşlara öğretmekten, benimsetmekten, sevdirmekten ve toplumsal kaynaşmayı arttırmaktan sorumlu olan din görevlilerimizin, yukarıdaki Cuma namazı ortamındaki örnekte olduğu gibi kayıtsızlıklarının nedeni, devletten garantili maaş alıyor olmaları mıdır?

Birçok batılı ülkede, din görevlileri devletten maaş almayıp, verdikleri hizmetlere karşılık olarak, cemaatlerinin yaptığı bağışlardan veya ibadethanelerinin bağlı olduğu vakıflardan maaş alıyorlar. Anadolu’nun bir kısım küçük cami ve hatta mescitlerinde de, devlet memuru olmayıp sırf Allah rızası için din görevliliği yapan müezzinler için de benzeri uygulamalar vardır.

Hakkaniyetle görevlerini yerine getirenleri tenzih ederek, devletten aldıkları maaşı garanti görerek, kendisini görevleri ile ilgili geliştirmeyen ve görevlerini savsaklayan camilerdeki din görevlileri için de, maaş sisteminde bağış benzeri bir uygulamanın yapılması, verilen hizmetin kalitesini arttırır mı?

Ya da vatandaşlarımız arasında, camilerden aldıkları hizmetin kalitesi ile ilgili, yılda bir kez “zayıf, orta, iyi ve çok iyi” değerlendirmeleriyle anket yapılıp, aldıkları puana göre camilerdeki din görevlilerine maaş verilse, vatandaşın alacağı din hizmetinin kalitesi artar mı?

Belki o zaman, Yusuf İslam (Cat Stevens) da Müslümanları tanımaktan keyif alarak, kullandığı ifadeden mahcup olur. Ne dersiniz?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Selim Kaplan Arşivi
SON YAZILAR