Birsen İnal

Birsen İnal

EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTSİZLİĞİ

EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTSİZLİĞİ

                   

 

Duyar gibi oldum, sanki birileri, ‘Ne varmış da eğitimde eşitsizlik diye başladın yine hocam?’ dedi. Bunu sadece ben demiyorum ki. Uluslararası Öğrenci Başarılarını Değerlendirme Programı’ndan (PISA) elde edilen bulgulara göre de tüm dünyada eğitimde fırsat eşitliği yok deniliyor. Deniliyor da ama hiçbir ülkede bizim ülkede olduğu kadar değildir diye de düşünmüyorum.

Ve yanılmıyorum…

Konuya geçmeden önce izninizle güncel ve süreklilik arz eden bir konuya değineceğim. Geçen hafta, Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş ismi verilen kısa adıyla TEOG denen bir sınav yapıldı. Yapıldı yapılmasında da bu sınava giremeyen çocuklar da oldu… Doğunun en ücra köşesinde, güne gözlerini ağıtlarla, cenazelerle açan Nusaybinli çocuklar için sınav bir başka tarihe ertelendi… Biliyor musunuz?

‘Bekleyin çocuğum, silah sesleri sussun ondan sonra biz, sizin bilgi, beceri ve yeteneklerinizi ölçer, okula ellerinde ipadlarıyla giden, akıllı tahtalarda ders işleyen, yetmedi okul çıkışı etüt merkezlerine giden, daha da olmadı birebir özel ders alan, sınava bir hafta kala motivasyonu yükseltme amacıyla ailelerinin binlerce lira harcayarak gönüllerince eğelenen çocukların sınav başarılarıyla sırlamaya girersiniz. Değişikliğin sadece tabelalarda olduğu anadolu liselerinden birine yerleşirisin be çocuğum.

Üzülme sen Nusaybinli, Silvanlı, Cizreli, Surlu çocuk…’

Milli Eğitim Bakanlığı, ortaöğretimde okul türleri arasındaki eşitsizlik sorununu çözmek adına bütün okulları Anadolu Liselerine dönüştürdü. Ancak bu değişiklik tabela değişimi dışında bir fark oluşturmadı ne yazık ki… Kimse kusura bakmasın ama işin gerçeği bu… Bu konuda acil bir reform gerekli bence…

 

 

Evet, şimdi gelelim eğitimde eşitsizliğe… Elbette ki bütün insanların kapasitesi, yeteneği ve bilinç düzeyi, algılaması, zekâ düzeyi aynı değildir. Her konuda olduğu gibi bu konuda da güçlüler ve zayıflar vardır. Ancak sorun farklı yeteneklere sahip insanların toplum içersinde nasıl dizildiklerinde yatmaktadır.

Eğitimde fırsat eşitsizliğine iki farklı biçimde bakabiliriz: Birincisi, maddi anlamdaki fırsat eşitsizliği; ikincisi ise, kişilerin büyüdükleri çevreden kaynaklanan farklılıklardır ki bunlar, felsefik ve sosyolojik olarak toplumsal yaşantımızı yataylaştırmamızı sağlayacak özgürlüğe sahip olamayışımızdan kaynaklanmaktadır.

Maddi anlamdaki eşitsizliğe kısaca değinelim isterim. Bir ülkede, insanların bir bölümü, zar-zor ellerine geçirdikleri asgari ücretle, ailelerini geçindirmeye çalışırken, diğer bir bölümü de ultra lüks yaşıyorsa fırsat eşitliğinden söz etmek gibi bir şansımız olur mu? Elbette olmaz. Bu durum yaşamın her alanında uçurumlar yarattığı gibi en başta eğitim alanında kendini gösterir. Çocuğun biri elinde tezekle ayaza kafa tutarcasına üç sınıf bir arada eğitim- öğretim yapıldığı okul yolunu tutarken bir diğeri özel araçlarla, modern teknolojiyle donanımlı 20 kişilik sınıflarda eğitim-öğretim yapıldığı özel kolejinin yolunu tutar belki de halinden hoşnut olmadan…

 

Hal böyle olunca; ‘Her çocuk çabası, kapasitesi ya da yetenekleri doğrultusuna başarır.’ demek ne kadar doğru olur sizce? Oysa ki eğitimde eşitlik anlayışına göre; eğitim ve öğretim gören bireylerin başarı düzeyleri arasındaki farklar, tamamen yetenekleri ya da yatkınlıkları arasındaki ‘doğal’ farklılıklardan kaynaklanması gerekiyor. Maalesef ki bu eşitlik hiçbir zaman sağlanamadı… Çok enderdir ki bir çocuk sadece kendi yetenekleri ve zekâsıyla iyi bir yerlere gelsin. Yarım asırlık meslek hayatımda bir elimin parmakları sayısı kadar az şahit oldum böylesi bir duruma. O da, o çocuğun elinden tutan ya bir öğretmeni ya da bir yol göstericisi olmuştur. Yani olmuşsa da tesadüfü olmuştur.

 

‘Gelişmiş ülkelerde de hal böyle değil midir?’ dediğinizi duyar gibi oldum sanki… Elbette ki gelişmiş ülkelerde de bu tür farklar vardır, yalnız bu farklar bizdeki kadar uçurum boyutlarında ve insanları birbirine düşman edecek düzeyde değildir. Çünkü oralarda, devlet bu görevini anayasanın kendisine verdiği görev doğrultusunda en iyi şekliyle yapmaya çalışmaktadır. Çocuklar taa ilkokuldan yeteneklerine göre devlet desteğiyle eğitim almaktadırlar…

 

 

Giriş ya da geçiş sınavlarında fırsat eşitsizliğini hep söylerim söyleyeceğim de…  Ama hiçbir yıl beni bu denli derinden üzmemişti şu fırsat eşitsizliği Nusaybinli çocuklar…

 

Bir ülkede; eğitim sistemi ülkenin en ücra köşesinde, en modern kentin en lüks semtindeki kadar iyi olmadığı sürece bu eşitlikten kimse bahsedemez, bahsetmeye de yüzü olamaz, olmamalıdır da…

En ücra dağ köylerinden en modern kolejlerde çalışmış bir eğitimci olarak; eğitimin ana sorunu fırsat eşitsizliğidir diyor ve EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTSİZLİĞİNİN temelde çözülmüş olduğunu görmeden gözlerimi kapamak istemiyorum…

Saygılarımla…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Birsen İnal Arşivi
SON YAZILAR