1. YAZARLAR

  2. Mümin Ağcakaya

  3. Rengiyle Özdeşleşen Gün: 8 MART
Mümin Ağcakaya

Mümin Ağcakaya

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Rengiyle Özdeşleşen Gün: 8 MART

A+A-

 

Yüzyılların köleci-feodal, geri-ahlaki değerlerin hüküm sürdüğü ve erkek egemenlikli toplumsal bakış açısının hâkim olduğu sistemlerde; kadına yönelik bakış açısı değişmedi. Dolayısıyla erkek egemenlikli ve sınıflı toplumlarda kadının yaşam tarzını ve sınırlarını gelenekselleşen bu yaklaşımlar belirledi. Sınıflı ve sömürülü düzen içinde rol ve işlevi belirlenen kadın; bu kısır döngü içinde geleneklerin devam ettirilmesinin hem esiri hem de devam ettiricisi haline getirildi. Kadın erkek egemen anlayışıyla şekillenen sistem ve onun en temel yapı taşı olan aile içinde; çifte sömürüye uğradı.

Toplumun yarısını oluşturan kadınlar yaşamın bütün alanlarında erkeklerle eşit bir temsiliyete ulaşamadı. Erkek egemen anlayışı kadına bu fırsatı vermemek için iktidar olmanın bütün olanaklarını kullanarak; onu hiçe saydı, eve hapsetti, sosyal, siyasal yaşamın dışına itti. Kadın düşmanlığını da körükleyen bu erkek egemen anlayış, tarihin en uzun süren çatışma sürecini kadına karşı yürüttü.

 Kapitalist sistemin globalleşmesinin de ilk hedeflerinden biri kadın oldu. Küreselleşme insanı günden güne yalnızlaştırırken; sosyal dayanışma ve sevgiden yoksun, insanların psikolojik problemleri de çığ gibi arttı. Yalnızlaşan kadın, kapitalist tekelin sömürü çarkında daha fazla ezilmeye başladı.

Kapitalist küreselleşmenin yarattığı savaşların en büyük mağdurları daha öncekiler gibi yine kadın ve çocuklar oldu. Ataerkilliğin başlangıcından beri savaşın ganimetleri olarak görülen kadınların dramlarını yaşadığımız yakın tarihte de gördük. Savaşların sürdüğü birçok ülkede Ruanda'da, Bosna'da, Kongo’da, Irak’da, Suriye’de binlerce kadın ve kız çocuğu tecavüze uğradı, köle pazarlarında satıldı, trajik sonla karşılaştı.

Tüm bunlara rağmen kadınlar kaybettiklerini yeniden kazanmak; erkeklerle eşit ve özgür yaşam birlikteliğini kazanmak için mücadele ettiklerini de görmekteyiz.

Kadının, kendi cins ve insani kimliğini bulması, kendini ifade edebilmesi; eve, mutfağa, yatağa olan hapisliğinden yani ikinci sınıf insan konumundan kurtulması; geleceğini belirlemede söz, karar ve örgütlenme hakkını alabilmesi için zor ve bedelleri ağır olan bir mücadele yürütmektedir. Bu mücadele geçmişi sonucunda önemli bir kadın bilinci oluştu.

Kadınların globalizmin dünyayı betonlaştırarak yaşanamaz hale getirmesine, ormanları yağmalanmasına, ekolojik sistemi yok eden, denizleri ve akarsuları kirleten uygulamalara karşı sesinin gittikçe artmaktadır.

 

Büyük mücadelelerden sonra; Birleşmiş Milletlerin 16 Aralık 1977'de aldığı kararla, 8 Mart'ın 'Dünya Kadınlar Günü' olarak kutlanmasının, yeni bir yıldönümündeyiz.

Kadınlar verdikleri mücadele sonucu; tüm dünya kadınlarının renk ve ırk farklılığı gözetmeden sahiplenecekleri 8 Mart’ı bir onur ve mücadele günü olarak kabul ettirdiler.

Tüm bunlara karşın, kadınlar yarınlara umutla bakmaktadırlar. Çünkü umudun ortaklaşa sarılacakları büyülü bir kavram olduğunu biliyorlar. Yani umutlu olmaya mahkûmlar. Çünkü umudun kaybedildiğinde, yaşama dair bir şeyin kalmayacağının bilincindeler. Umut, yaşam ve sevginin sürdürebilmesi için; kadınların 8 Mart’ı şimdiden kutlu olsun.

 

 

 

Bu yazı toplam 4414 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.