Muhammed Esen

Muhammed Esen

Sessizliğin Gücü

Sessizliğin Gücü

Son zamanlarda fark ettiniz mi, herkes bir şeyler söylüyor ama kimse gerçekten dinlemiyor. Sosyal medya akışlarından televizyon ekranlarına, sokaktaki tartışmalardan sohbet masalarına kadar büyük bir gürültü çağında yaşıyoruz. Fikirlerimizi, tepkilerimizi ve duygularımızı o kadar hızlı dışa vuruyoruz ki, kurduğumuz cümlelerin ağırlığını tartar vakti bulamıyoruz.

Eskilerin "söz gümüşse sükût altındır" kelamı, sadece bir kenara çekilip susmayı öğütlemezdi. Sözün, insan zihninde demlenip olgunlaştıktan sonra dışarı çıkması gerektiğine dair derin bir incelik barındırırdı. Şimdilerde ise her konuda hemen bir kanaat belirtmek, her tartışmada taraf olmak ve en yüksek sesle konuşmak bir meziyet gibi sunuluyor. Oysa sesin yükselmesi, fikrin derinleştiği anlamına gelmiyor.

Söz, bir kez ağızdan çıktığında muhatabında bir iz bırakır. Çoğu zaman bir anlık öfkeyle ya da düşünülmeden sarf edilen kelimeler, tamiri imkânsız kırgınlıklara yol açıyor. Dinlemek ise sadece karşıdakinin kelimelerini duymak değil; onun ne hissettiğini, neyi anlatmaya çalıştığını anlamak için gösterilen bir saygı biçimidir. Biri konuşurken zihnimizde hemen vereceğimiz cevabı hazırlamak, dinlemek değil; sıramızı beklemektir.

Bazen en güçlü yanıt, doğru yerde durabilmek ve dinlemeyi bilmektir. Sessizlik, bir kaçış değil; zihnin, kalbin ve kelimelerin berraklaşması için ihtiyaç duyduğumuz o zengin alandır.

Bugün bir an olsun durup gürültüyü arka plana atmayı deneyelim. Bir tartışmada son sözü söyleme telaşına düşmeden, sadece anlamak için dinleyelim. Göreceksiniz ki, kelimelerimizi azat etmeden önce biraz tartmak, hem kendimize hem de çevremize katabileceğimiz en zarif değerlerden biridir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Muhammed Esen Arşivi
SON YAZILAR