Yahya ÖGER

Yahya ÖGER

TECRÜBE BÜYÜDÜKÇE BEKLENTİ ARTAR

TECRÜBE BÜYÜDÜKÇE BEKLENTİ ARTAR

Yaklaşık yirmi dört yıldır iktidarda bulunan AK Parti, yalnızca uzun süreli bir yönetim tecrübesine değil, aynı zamanda yakın tarihin en ağır sınavlarından bazılarına da tanıklık etti. Bu süreç, sıradan bir iktidar döneminin çok ötesinde, devlet kapasitesini ve liderlik reflekslerini zorlayan olağanüstü gelişmelerle şekillendi.

FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe teşebbüsü, yalnızca bir güvenlik tehdidi değil; devletin kurumlarını içeriden hedef alan benzersiz bir saldırıydı. Ardından gelen pandemi süreci, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sağlık sistemini, ekonomiyi ve toplumsal düzeni derinden etkiledi. Maraş merkezli ve “asrın felaketi” olarak tanımlanan depremler ise devletin kriz yönetimi kapasitesini yeniden sınadı. Bunlara ek olarak Orta Doğu’da değişen dengeler, küresel güç mücadelesinin sertleşmesi ve sömürü düzeninin yeniden dizayn edildiği bir dünya gerçeğiyle karşı karşıya kalındı.

Bu başlıkların her birinde, Cumhurbaşkanı’nın sergilediği liderlik ve kriz anlarındaki karar alma kabiliyeti, geniş bir kesim tarafından teslim edilen bir gerçektir. Özellikle devlet refleksinin ayakta tutulması ve siyasi istikrarın korunması, bu dönemin en belirgin kazanımlarından biri olmuştur.

Ancak tam da bu noktada, iktidarın son yıllarda iç kamuoyuna yönelik kullandığı dil üzerine yeniden düşünmek gerekiyor. Aile yapısındaki çözülme, eğitimde yaşanan nitelik sorunları, sağlık sistemindeki memnuniyet tartışmaları, gençlerin geleceğe dair umutsuzluğu ve bağımlılıkla mücadele gibi alanlarda kullanılan söylem, çoğu zaman savunmacı ya da sorumluluğu başka alanlara yönlendiren bir karakter taşıyor.

Oysa Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte, yürütmenin elinde önemli bir yetki ve hareket alanı bulunuyor. Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle, Meclis çoğunluğuna ihtiyaç duyulmaksızın birçok yapısal düzenlemenin hayata geçirilebildiği bir sistemden söz ediyoruz. Bu gerçeklik, toplum nezdinde şu soruyu doğal olarak gündeme getiriyor: Yetki ve imkân bu denli genişken, sorunlar neden hâlâ “başka nedenlere” bağlanıyor?

Uzun iktidar dönemleri, beraberinde sadece başarıları değil, biriken sorumlulukları da getirir. Tecrübe arttıkça, toplumun beklentisi de artar. Bugün gelinen noktada, seçmen artık sorunların gerekçelerini değil; çözüm iradesinin netliğini görmek istiyor.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin halkoylaması sürecinde, “Anadolu Evet Platformu'nun kurucuları arasında yer almış biri olarak bu değerlendirmeler, sisteme yönelik bir mesafeden değil; verilen yetkinin gereğinin daha güçlü biçimde yerine getirilmesi beklentisinden kaynaklanmaktadır.

Bugün de aynı sağduyuya, ortak akla ve kuşatıcı bir dile ihtiyaç duyulduğu kanaatindeyiz. Temennimiz, bu sürecin milletimizin hayrına olacak adımlarla aşılmasıdır. Size İnancımız tam, duamız sizinledir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yahya ÖGER Arşivi
SON YAZILAR