Mümin Ağcakaya

Mümin Ağcakaya

Umutsuz yatıp umutla uyanmak

Günlük yaşamın sıkıntıları, geçim kaygıları çoğumuzun hayatını kısır bir döngü içerisine soktu. Akşama kadar bakkal, market, Pazar fiyatları, faturaları ödeme derdi akşam yatağa girene kadar bizdeki umutları tüketiyor. Akşama kadar biriken stresle yatağa girdiğimizde belki yarın bugünden daha güzel olur umuduyla kafamızı yastığa koyuyoruz. Bazen de unutmak için uyuyoruz. Hatta hayatta tutunacak dalları kalmayanların umutsuzlukla yattıkları da oluyor.

Gece kendini yenileyen umudun, sabah güneş doğumuyla daha güçlü olarak içimizi dolduracağını, yaşam coşkusuyla ruhumuzun dolup taşacağını düşleyerek gözlerimizi güne açıyoruz. Ama daha kendimize gelemeden duyduğumuz zam haberleri, ya da bakkala markete gittiğimizde karşılaştığımız etiket fiyatları, bir anda umutla uyanmanın getirdiği sevinçleri alıp götürüyor. Belki de çoğumuzun hayal kuracak mecalleri bile olamıyor.

Ama yaşam umut demek, bir tek elimizde kalan da o, onu da kaybetmek istemiyoruz. Umut olmadan da yaşamın hiçbir anlamı kalmıyor ki. Belki umudunu kaybedenler de var. Belki birçoğumuzun umudu, eşeğini kaybeden Nasrettin Hocanın türkü söyleyerek aramasına benziyor.

Her gecenin sonunda doğacak güneşin bir önceki gün gibi olmayacağını bilerek her sabah yeni bir umutla uyanıyoruz. Önceki günün sıkıntılarını, sorunlarını geride bırakarak, yaşama sevinçle sarılarak güne başlamadan başka çare yok.

Her şeye rağmen yaşama güçlü sarılmaktan, yaşamın zorluklarına yenilmemekten başka çaremiz de yok. Yoksa tamamen anlamsızlaşan yaşamın bir anlamı kalır mı? Akşama kafamızı yastığa koyduğumuzda ne kadar ümitsiz olsak da sabah umutla uyanmak güzeldir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.