Yaşarken değer almak

“Kadın yazarlar gibi kendilerine ait bir odaları olmasına izin verilmemiş düşünceler, değerler, insanlar vardır.”  Virginia Woolf / Kendine Ait Bir Oda

İngiliz yazar Woolf,’a göre kadınlara hayatın her alanında kendi iradeleri ile hareket hakkı tanınmalıydı. Kadınlar ev sınırları içindeki rollerinin dışına çıkarak kamusal ve sosyal yaşamda da hareket etme ve kendini ifade etme hakkında sahip olmalıydı.Woolf’un kadın hareketini desteklemesi ve kadın hareketinin öncülerinden biri olması hem kadın edebiyatı çalışmalarına hem de kadınlara yönelik kütüphane faaliyetleri oluşturulmasına sonsuz katkıda bulunmuştur.

Bu bağlamda tüm dünya kadınları adına Woolf’a sonsuz teşekkür ederek asıl konumuza gelelim.

Mart ayı başlarıydı telefonum çaldı, telefonun diğer ucunda Dicle Üniversitesi Edebiyat Fakültesi hocalarından Ömer DİNÇER’di. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle bir program yapacaklardı. Hem o programa davet ediyor hem de program öncesi bölüm öğrencileriyle bir röportaj yapmamızı talep ediyordu. Olumlu yanıtımı vererek teşekkür ettim. Daha sonra bölüm hocalarından Dr Feyza BULUT tarafından görevlendirilen geleceğin öğretmenleri dünya tatlısı güler yüzlü Dila AYAYDIN ve Dilan KESER öğrencilerle randevulaşarak Ditav Diyarbakır Şb’sinde buluştuk ve güzel bir söyleşi yaptık. Söyleşi sonrası fotoğraf çekmeyi de unutmadık.

14 Mart günü davetiyemiz elimizde Dicle Üniversitesi Kongre Merkezinden içeri girer girmez bu organizede görev alan geleceğimizin umudu öğretmen adayı gençler, güler yüzleriyle bizi kapıda karşıladılar. Salona girdik, gösterilen yere oturduk. Projeksiyondan perdeye günün anlam önemini yansıtan çok güzel ve anlamlı bir görüntü yansıyordu. Çok geçmeden panelde görevli hocalar yerlerini aldılar.

Açılış konuşmasını Dicle Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet TANYAILDIZ yaptı. Tanyıldız, günün anlam ve önemine kısaca değindikten sonra program hakkında bilgi vererek panelistleri bir bir tanıttı.

Panelistlerden;

Dr. Öğr. Üyesi Elif Duran Oto, Yazın Hayatında Diyarbakırlı Kadın Şair ve Yazarları,

Dr. Feyza Bulut; Günümüz Diyarbakır’ında Kadın Sanatkârlar,

Dr. Öğr. Üyesi H. RumeysaKüçüköner, Diyarbakır’da kadın Akademisyen olmak,

Öğr Gör. Meltem Macit, Diyarbakır Musikîsi ve Hanım Musikîşinasları konulu sunumlarını yaptılar.

inal-tigris.jpg

Elif DURAN, Şair Sıırı (Sırrı Rahile) Hanım’dan başlayarak;İkiz kardeşi Şair İffet Hatice Hanım’ın, Esma Ocak’ın yaşamlarını, eserlerini anlatarak günümüze doğru geldi.

Feyza BULUT; Birsen İnal’dan başlayarak Gülhan Akbulut Eskici’nin, Zübeyde Fidan Kırmızı’nın, Filiz Parlak’ın, Handan Ekici’nin, Nesrin Erdoğmuş’un,Filiz Aküzüm’ün ve diğer günümüz kadın yazar, şair, sanatkârlarınınyaşamlarını, eserlerini, çalışmalarını anlattı.

H. Rumeysa Küçüköner; yurtdışı deneyimleri ne dayanarak ‘Diyarbakır’da kadın Akademisyen olmak’ konulu sunumunu başarıyla yaptı. Küçüköner, isteyince zoru aşmanın zor olmayacağını kendi akademisyenlik yaşamından örnekler vererek anlattı. Akademisyenliğin kadın olarak bir tık zor olduğunu, çünkü sorumluluklarının fazla olduğunu kendi anneliğinden örnekleyerek anlatmaya çalıştı. Ve her halükarda mesleği kariyerinde zorlukları aştığını da ekledi.

Bence de öyle! Yeter ki isteyelim ‘bir odamız olmasa da’ her türlü zoru aşabiliriz ki aştım…

Meltem Macit, Diyarbekirli kadın müzisyenlerden Çalgıcı Ayşe ile başlayıp, Hedê ile Medê’den sonra müzisyen bir ailenin kızı olması nedeniyle sunumuna Tekke Musikisi icra eden kendi babaannesi Hacı Hanım, Müslime Teyzeleri ve Remziye Halasını anlattı. Küçük yaşta musikiye gönül vermesinde başta Babası Mahalli sanatçı İbrahim MACİT’ten, annesi Sabiha Hanım’dan diğer aile bireylerinden nasıl etkilendiğini anlattı. Sözlerini babası İbrahim Macit’i sahneye davet ederek noktaladı.

İbrahim Macit her zamanki saygılı tavrıyla konukları selamlayarak günün anlam önemine çok uyan dillere destan bir öyküden esinlenerek yazılan ve bestelenen Diyarbakır adıyla da özdeşleşen bir kadın türküsü Suzan Suzi’yi hem çaldı hem de okudu. Ardından Meltem Macit udunu alarak mini bir konser verdi.

Sırada Dicle Üniversitesi Konservatuar öğrencileri vardı. Onlarda sahnedeki yerlerini alarak hem enstrümanlarıyla hem de sesleriyle dinleyenleri mest ettiler. Konserin ardından Teşekkür belgesi takdimi yapıldı.

Böylece güzel bir organizeye son verilirken dudaklarımdan şöyle bir cümle dökülüverdi; “YAŞARKEN DEĞER ALMAK bu işte!”

Teşekkürler Dicle Üniversitesi…

inal-tigris1.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.