BİR(İ)

 Betimlenen tarihsel kimliğin içinden biri olarak akcigerlerinden dolan nefesle yaygarıyı basarak varlığını henüz kanatlamıştı.Bilincin varlığından habersiz şekilde refleksif anlamsızlık bütünü içinde debelenirken.Tarih sarkacı terse doğru dönmeye başladı.Bu birinin olmayan  hikayesinin olmayan huzursuzluğuydu. Biri olmak için iki bütünden fazlasına ihtiyaç duyuyordu.Koca bir kültür ve o kültürü oluşturacak sonsuz insan kümesi ,tabiki iş bu kadarla bitmiyordu.Bir takım adlandırmalar ,sıfatlara ihtiyaç vardı.ancak bu şekilde biri olmaktan çıkıp şahsiyet kazanabilecekti. Çünkü bütünler böyle öğrenmişti.Onu ötekilerinden ayrı kılacak bir isimle başlanacak bu adlandırmadan henüz  öncesinde ise mirası olan soyaağacındaki yerine konulmuş olacaktı.Şimdi “biri” bu iki adlandırma arasında birinci sınırlamaya maruz kalacaktı.Hâlbuki beklenen bu adlandırmanın ona şahsiyet kapısını aralamasıydı.Ama olmadı .O bilincin anlamsal filizlenmesiyle birlikte gittikçe biri olmaya doğru koşuyordu. Zaman ve makan kendini betimleye devam edip insan kümesi artıkça birinin adlandırmaları da artıyordu.O artık bir adlandırma ve iki bütünün arasındaki kaotik tarihten bir parça olarak devam etmekteydi.O iki bütünün genetik ve kültürel kodlarıyla şahsiyet peşine düşecekti. En azından birinden istenilen oydu. Birinin yegane gizil görevi iki bütünün tüm ruhsallığındaki  boşlukları tamlamak olacaktı.Bilinç ise gittikçe yaprak vermeye başlamıştı bile.

 Motivasyonunu kültürün tüm dinamikleri üzerine kuran iki bütün, kendi maskesi altında ezilip dururken ve bunu mayhoş bir sarhoşluk ile tatmaya devam ederken birini tanrısal beklentilerle kuşatmaya devam etmekte gayet aceleci görünüyorlardı.Zira zaman onlar için artık ritmik değil kademeli akıyordu.İşte tamda bu yüzden “biri”bütünler içinde gittikçe parçalara ayrılıyordu.Bu parçalar ise yine bütünler tarafından adlandırmalara maruz kalıyordu. Çünkü kültür bilgi üzerine tamlama üzerine inşa edilmiş koskoca bir sistemdi.Bu sistemde bilme ve bilgi şahsiyet için en büyük güçtü (tabi maskelenmiş şahsiyetin) .Bütünler artıkça biri parçalanıyor ve şahsiyet kazanılması bekleniyordu her parçasında birine ait olmayan bir bilgi daha  eklenip uyum sağlanması isteniyordu.Bütünler artıyorken nitelik değişip daha soyut daha karmaşık hale geliyordu.Bu karmaşa içindeki biri zamansal boşluğa düşüp şahsiyetinin gövdesinden dağılmaya başlıyordu.Her parçada kendisine ait olmayan bir bilgi ile kendisini ait hissetmediği insan kümeleri içinde buluyordu.Ne zaman bilincinin arzularından doğan bir eylem içine girse hemen bir bütün ona içinde olduğu (!) İnsan kümesinin kaidelerinden olan maskelerden birini uzatıyordu.Biri için söylenecek yapilacak onlarca söz ve edim çok öncesinden yazılıp çizilmişken işin paradoksu ise birinin özgün bir yaşam için uğraş vermesi gerektiği telkinleri tüm bütünler tarafından her zaman dile geliniyordu.

Zaman bu sefer dörtnala ileri doğru koşarken biri artık kültürel bilincin sarı sıcak tarlalarında bir başak edasıyla yelin savurduğu yönlere doğru eğilip durmaktaydı.Akıp giden zamanda onlarca adlandırma ve sıfatlamaları göğsünde birer madalya olarak tutuyordu.Görünen o ki ufuktan bakıldığında parlayan madalyalar birinin şahsiyetinde birer kurşun izi gibiydi.Takılan her madalya  birini huzursuzluğun yamacına bir adım daha ilerletip.Birini başaklandigi sarı sıcak tarlalarda kimsesizlige teslim ediyordu.

İnsan insanının hasmıdır.” En çokta babalar çocuklarının...

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.