Her..

Her insan yaşamı boyunca ona ait olduğunu düşündüğü seçimlerle oradan oraya yalpalanır durur. Kendi seçimi olduğu sandığı bilgisi, kişiliği, karakteri ile savrulduğu yerden ontolojik kök salmaya baslar.insanlaşmaya henüz başladığı andan itibaren içine fırlatıldığı yapıda onu bekleyen mirası vardır. Bu bir miras altı kişiden kalan bir mirastır. Miras sahipleri ise: Annesi,babası ve onların anne ve babaları bu altı insanın dünyasında ona bir isim verilir.Verilen bu isim çoğunlukla bu altı insan veya çevresindeki birinde ukde kalmış bir olay,olgu ya da kişinin eksikliğinden doğar.psikodinamik okumada yetersiz olan insan için bu süreçle psikososyolojik olarak eksiklik oluşumu başlamış olacaktır.Eksilik diyoruz çünkü ortada oluşmuş bir bilinç söz konusu değil.

İnsan içine fırlatıldığı bu ailede yukarda sözünü ettiğimiz altı kişinin düşünce ve yaşayış biçimine göre sosyolojik tanımlamalara, yaşam biçimine göre ileriki yaşamın temellerini atacaktır. Bilinmelidir ki her aileyi bir arada tutacak korucu mitler vardır.Bu mitlerin ne olduğu ise aile ve toplumsal dinamiklere göre değişir.Bu mitlerin koruyucusu ve uygulanması görevi ‘baba” üzerinden şekil alır.Örnek verilecekse bir ailenin miti ahlak iken, başka bir ailenin miti din veya ideoloji olabilir.korucu mit her ne olursa olsun.Büyük öteki konumunda olan devlet veya toplum organizasyonu korucu mitin mutlak anlamda korunup derinleşmesini sağlama pozisyonundadır.Bu birlikten olasıdır ki devlet veya toplumsal yapı insanoğlu için “babanın” konumundadır. Büyük öteki dediğimiz organizasyonlar korucu mitlerin devamlılığını çeşitli argümanlarla hayata geçirirler.En önemli argüman ulusal eğitim yapısı üzerinden vücut bulur.Ulusal eğitim sistemiyle birey tek tip tek düşünce üzerinden adeta askeri bir tertiple idealleştirilmek istenen toplumsal yapıya kazandırılmak istenir.ikinci bir argüman ise yazılı ve görsel alandaki merkez medya yapısıdır.Medya aracılığıyla bireyler açık veya örtük şekilde büyük ötekinin arzu ettiği toplumsal yapının içine aktarımı sağlanır. Hal budur ki bugünkü devletler kontrol edemediği sosyal medya organizasyonlarını bir öcü gibi görüp korkmaktadırlar. Çeşitli bahanelerle sosyal medya platformlarını kısıtlayıp arzu ettikleri korucu miti koruma arzusu içindedirler.

Tüm bu okumalarımızın ışığında toplumsal yapı içinde şekil alan insanın özgür birey olma çabası anlamlı olmakla birlikte ulaşılması ütopik bir idealin ötesine geçmeyecektir. Özgür birey olma ideali taşıyan insan için özgür seçimde bulunması da imkansızlığın içinde kaybolup gidecektir.Zira yapısı ve korucu miti ne olursa olsun her sosyolojik yapı içinde kendini yığının dışında tutan her insan özgür birey olma adımını denemiş olacaktır.Bu denemelerin arzusu ve sıklığı artıkça söylem ve davranışta hakikate ulaşma artıkça toplumsal yapının “normal” kavramının dışına çıkan bir insan portresi çizilmiş olacaktır.Medeniyet ve uygarlık naraları ile bireyi kendi normları içinde zavallı bir canlı haline getirip doğanın karşısında aciz bırakan büyük öteki ve aygıtları bireye zorunlu birlik olma düşüncesine hapsetmektedir. Bu tutsaklık sürecinin bitimi ise ancak ve ancak insanın kurulu veya miras bırakılan değerleri sorgulayıp eleştirmesi ve karşılaştırmalı okuma süreci ile minimal edebilir.Bu süreçlerden geçen insan ise hakikatin söylem ve bilgide olmadığını beden de olduğu gerçekliğini kavrar.

Yazımı J.P Sarter’nin “Cehennem başkalarıdır.”Sözünün anlamsal derinliği ile noktalıyorum sevgiyle...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.