DEVRİMİN İNSANA TEMASI
Dokunuşun Ve Bakışın Hafızası
Sıcak dokunuşlar ve kendini bilen bakışlar…
Bir insanın, bir kentin, bir yaşamın hakikati tam da burada başlar. En son girdiğimiz ev, en son dokunduğumuz insan, en son yürüdüğümüz sokak ve mahalle; hepsi bizden bir iz alır ve bize bir iz bırakır. Bu iz bazen huzur olur, bazen gerginlik, bazen de adı konulamayan bir ağırlık.
Asıl mesele şudur:
Hiç girmediğin bir evden, hiç dokunmadığın bir insandan, hiç yaşamadığın bir yaşamdan neşe ve huzur sesi yükseliyorsa bu bir tesadüf değildir. Bu, bireysel bir iyi halin ötesinde, içsel ve bütünlüklü bir devrimin gerçekleştiğine işaret eder.
Çünkü hakikat yalnızca temas edilen yerde durmaz; temas edilmemiş alanlara da sızar. Bir bakışın, bir duruşun, bir varoluş halinin sessiz ama etkili yayılımıdır bu.
Kentin Dili Ve Politik Hafızası
Kentler nötr değildir.
Her kent, üzerinde yaşayan insanların bilinç düzeyini, korkularını, umutlarını ve ilişkilenme biçimlerini taşır. Sokaklardan yükselen sesler, kentin politik hafızasını ele verir. Neşe varsa, bu yalnızca bireysel mutluluk değildir; ortak yaşamın hâlâ mümkün olduğuna dair bir işarettir.
Bir mahallede insanlar birbirine temas edebiliyorsa, kapılar yalnızca kilitlenmek için değil açılmak için de varsa; orada politika, kürsülerden değil yaşamın içinden konuşur.
Bu noktada ekolojiyle ekonomi birbirinin karşıtı olmaktan çıkar. Çünkü yaşamın bütünlüğüne insan yerleştiğinde, üretim de tüketim de anlamını değiştirir. Dayanışma bir ilke değil, gündelik hayatın doğal refleksi haline gelir.
Komünalite Bir Program Değil Bir Hal
Komünalite çoğu zaman bir örgütlenme modeli gibi anlatılır. Oysa komünalite önce bir bilinç halidir. İnsan, kendini yalnızca birey olarak değil; başkalarıyla birlikte var olan bir yaşam parçası olarak görmeye başladığında ortaya çıkar.
Bu hal yoksa, en doğru politik programlar bile işlemez. Çünkü programlar insanın iç dünyasına temas etmeden, onu dönüştürmeden kalıcı bir toplumsal dönüşüm yaratamaz.
Zihinsel komünaliteden uzaklaşmış insan ve kentler; sürekli izleyen, değerlendiren, eleştiren ama katılmayan bir pozisyonda kalır. Bakışlar serttir, dokunuşlar mesafelidir. Burada politika vardır ama yaşam yoktur.
Bugün yaşadığımız sosyal, ekonomik ve politik krizlerin büyük bölümü tam da buradan doğar. Dokunduğumuz, girdiğimiz ve paylaştığımız alanlardan sürekli şikâyet yükseliyorsa; huzursuzluk ve güvensizlik hâkimse, ortada yalnızca bir yönetim sorunu değil, bir ilişki kopuşu vardır.
Devrimin adı ne olursa olsun, söylemi ne kadar güçlü görünürse görünsün; eğer insanın gündelik yaşamında karşılık bulmuyorsa, o devrim kendi zeminini kaybetmiştir.
Ve çoğu zaman ilk kaybedenler, özgürlük ve demokrasi adına yola çıkanlar olur. Çünkü farkında olmadan, insanla aralarına mesafe koyan bir dil ve pratik üretmişlerdir.
Devrimin Ölçeği Ve Yayılma Biçimi
Gerçek devrim büyük laflarla ölçülmez.
Gerçek devrim, bir insanın bir başka insana yaklaşma biçimiyle anlaşılır. Evlerde, sokaklarda, mahallelerde hissedilmeyen bir dönüşüm; ne kadar büyük anlatılırsa anlatılsın eksik olmanın ötesindedir.
İnsanda tamamlanan her dönüşüm, kendiliğinden yayılır. Zorla taşınmaz, dayatılmaz, örgütlenmez; akarak çoğalır. Ormana, sokağa, kente, ekolojiye ve ekonomiye siner.
Ama bu içsel tamamlanma yoksa; toplantılar çoğalır, yürüyüşler artar, anlatılar güçlenir… Yaşam ise yerinde sayar.
Hikâye İle Hakikat Arasındaki İnce Çizgi
Hikâye yazmak kolaydır.
Hakikatle yaşamak zordur.
Hikâyeler çoğu zaman bizi iyi hissettirir ama dönüştürmez. Hakikat ise rahatsız eder ama özgürleştirir. Bu yüzden her özgür devrim, önce kendi hikâyesinden şüphe etmeyi bilir.
Çünkü gerçek devrim, kendi propagandasını yapmaz; kendi yaşamını kurar. İlişkide, paylaşımda, dokunuşta ve bakışta görünür hale gelir.
Devrim; sloganlarda değil, evlerin içindedir.
Programlarda değil, insanların birbirine ayırdığı zamandadır.
Kürsülerde değil, gündelik hayatta sınanır.
İnsanı çoğaltmayan, yaşamı hafifletmeyen, paylaşımı derinleştirmeyen hiçbir dönüşüm özgür değildir. Gerçek devrim sessizdir ama etkilidir; görünmezdir ama hissedilir.
Girdiğin evde, dokunduğun insanda ve yürüdüğün sokakta huzur bırakıyorsan; özgürlük ve politika çoktan yaşamla buluşmuştur.
Ve işte tam orada, devrim başlamıştır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.