1. YAZARLAR

  2. Ferat Özpamuk

  3. ERKEKSİLEŞMİŞ KADININ TRAJEDİSİ
Ferat Özpamuk

Ferat Özpamuk

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

ERKEKSİLEŞMİŞ KADININ TRAJEDİSİ

A+A-

Doğrusu, bu yazıya başlamadan önce yazının muhtevasından daha çok , başlığın ne olması üzerine uzun uzadıysa düşündüm sanırım en az beş altı defa yazının başlığını silip tekrar tekrar yazdım. Ve en sonunda “Anatomi kaderdir” önermesinden yola çıkarak yukardaki başlığa karar verdim . Düşüncelerimi paylaşmadan önce şunu belirtmeliyim ki yazımda kullanacağım “erkeksi” ve “kadınsı”sözcükler biyolojik cinsiyet kavramlardan ziyade, bireylerin sosyal yaşamdaki davranış ve söylemlerine karşılık gelen psikolojik pozisyonlarına yönelik olacağıdır
I.
Erkeklik ve kadınlık anatomik bir gerçeklik bu gerçeklikle birlikte toplumsal sistem, bireyin kendi dürtü ve imgeleriyle oluşan psikocinsel yapısına yön vermektedir. Bu yönelişin nerde ne zaman ne şekilde başladığını görmek için zihnimizi yaşamın henüz başına yani takriben 18. aylara çevirmemiz gerekmektedir. Bu zaman dilimine denk gelen dönemde kız çocuğu ve erkek çocuğu anne ile bir ve tek olduğunu yanılsamasını yaşar.Bu dönem için iki cins içinde Şefkat nesnesi anne iken , şehvet nesnesi ( erotik nesne ) kız çocuk için baba , erkek çocuk için annedir.amiyane tabirle dananın kuyruğunun koptuğu yer bu dönemdir. Bu dönemde kız çocuğu erotik nesne olan babaya ulaşmak için anne ile bir çatışmaya girer.Bu çatışma sürecinde annesini alt edemeyiciğini anlayıp, yetersiz olduğunun farkına varır ve kız çocuğu babaya ulaşmak için annesiyle özdeşleşir. Erkek çocuğu ise erotik ve şefkat nesnesi olan anneye ulaşmak için babayla çatışmaya girer. Bu çatışmada babayı alt edemeyeceğini anlar fakat bu çatışmada , kız çocuğudan farklı olarak yetersiz olduğunu anlamaz kendini babayla özdeşleştir’miş’ gibi yaparak rekabet duygusunu bastırır . İşte erkek çocuğunun trajedisi böylece başlar. Kız veya erkek çocuğu bu üçlü ilişkiden kendini ilerki yaşama kurar. Yaşamın ilerki dönemlerinde karşı karşıya gelen bu iki cins arasında kız çocuğu. sosyal ve duygusal ilişkilerinde:söyleme, söze ve sürekliliğe önem verirken ; erkek çocuğu ise skora, performansa , geçmeye yani rekabetçi bir yapıya sahip olur.
II.
Gerek toplumsal örgütlenmelerde gerek kişisel tarihimizde egemen olan eril tahakkümle birlikte mutlak anlamda yetersiz olan insanın eksikliğin bilinmemesi üzerine erkeksi pozisyonun baskısını hissederiz. Çünkü kadınsı pozisyon insana varlık içinde eksik olduğunu hatırlatmaktadır. Bu yönüyle Kadınsı pozisyon gerçeğe daha yakındır. Kendi eksiliğinin dayanılmaz sancısı içinde varlığını sürdüren erkeksi pozisyon ise varlık içindeki yokluğunu görmezden gelmek ister demiştik .Bu yönüylede ona eksik ve yetersiz olduğunu anımsatacak her durum veya kişi karşısında çatışma yaşayıp iktidar olmayı ve karşısındaki gücü yok etmeyi arzulayacaktır. Bu arzu ve iktidar çabası eril gücün her türlü şiddeti ile devam edecektir.Bu bakımdan her şiddet erkeksi ve erildir diyebiliriz .Bireysel yahut toplumsal iktidarı elinde bulunduran kimseler iktidarlarını devam ettirmek için kontrol altına almak istedikleri kişilerin ilk olarak kadınlar olması tesadüfi sayılmamalıdır. Zira güç karşısında gerçek pozisyon alan kadınlardır.
III.
Geçmişten günümüze kültürün tamamı erkek kültürüdür. Devlet ,yasalar, ahlak ,din ve bilim erkeklerin eserdir bu durum erkeklik örgütlenmesine büyük bir güç kazandırmıştır. Bu güç karşısında kadının psikolojisi erkeklerin isteklerinin ve düş kırıklarının güvencesine karşılık gelmektedir.çok önemli ve başka bir durum da kadınların kendilerini erkeklerin arzularına uyarılmaları ve bu uyarılmayı kendi doğalarıymış gibi algılamalarıdır. Başka bir deyişle kendilerini erkeklerin arzularının, isteklerinin gözüyle görmüşlerdir; bilinçsiz olarak erkeksi düşüncenin güdüleşine boyun eğmişlerdir. Bu güdülenmişliğin kadınsı pozisyondan erkeksi pozisyona imrenen kadının psikososyal davranış betimini geleneksel veya modern toplumlarda görmek mümkündür. Yazımızın 2. Bölümünde kız ve erkek çocuğunun ebeveynile ilişkisinden söz etmiştik. Bu kritik dönemde
Saplantı aşamamış veya çatışmayı baba lehine imrenmeyle sürdüren kız çocukları erkek egemen kültüründe var olabilmek için eril dilin ve davranışlarının cübbesini üzerlerine giyeceklerdir.Zira bu durumda kadın, davranışsal ve söylemsel olarak erkeksi pozisyona geçmiş olacaktır.Erkek tahakkümünün egemenliği altında kendi egemenliğini sürdürmek için veya var olan tahakküme entegre olmak için birtakım stratejiler uygulayacaktır .Buna birkaç örnekle açıklarsak erkeksi pozisyondaki kadın yaşama bir erkek evlat getirerek onun üzerinden toplumsal veya aile kavramı içinde ( özellikle eşine karşı ) güç elde etmek isteyecektir . Yani buradaki güç ikincil iktidar tipiyle , toplumda erki yaşamak istencidir.İkinci bir örnek ise : kendi hemcinsleri üzerinde , erkeği ve erkekliği koruma ve yüceltme üzerine aldığı pozisyondur. Velev ki kültür babadan oluşsun yani -erkeksi olsun- bu kültürün değişimi ve gelişimini istiyorsak kadınsı pozisyonun insanın gerçekliği üzerindeki manasını anlamamız gerekmektedir

Ferat ÖZPAMUK

Bu yazı toplam 5985 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.