1. YAZARLAR

  2. Ferat Özpamuk

  3. Görünme istenci üzerine
Ferat Özpamuk

Ferat Özpamuk

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Görünme istenci üzerine

A+A-

 “Her cemal ve kemal sahibi kendi cemalini ve kemalini görmek ve göstermek ister”

İnsan, kendi tarihini yazmaya başladığı ilk andan beri, içinde bulunduğu dünyayı anlamak ve anladığı ölçüde yaşamaya çalıştı. Onu öteki canlılardan farklı kılan iki temel özelliğe sahipti bunlardan ilki diğer canlı türlerine göre “yetersiz” oluşuydu (insan yavrusu hayata gözlerini açtığı ilk andan itibaren yaşamının devamı için mutlak anlamda kendisine bakım verenin varlığına ihtiyaç duymuştur) ikinci özelliği ise dili kullanma becerisi, ilk özelliğe geri dönecek olursak insan yavrusu diğer canlı türlerine göre yetersiz doğan bir varlıktır dedik. İnsan yavrusu daha sonraki hayat hikayesinde bu yetersizliğini kendi lehine dönüştürmeyi başaracaktır. İnsanın ötekiyle (ebeveyn bakım veren) ilk psikolojik kopuşu ise kendinlik sürecinin ilk adımı olarak kabul edilir. Bu ilk kopuşun ne zaman ve nasıl olduğu üzerine birçok fikir ortaya atılmıştır sözgelimi: Malanie Kline insandaki ilk psikolojik kopuşu haset ve kıskançlığa gönderme yaparak açıklar. Lacan 12-18. aylara, Freud 3-4 yaşlara, babanın yasasıyla tanışan çocuğun iğdiş/ kastrasyon sürecene bağlar. Yaşama, imla edilerek gelen insanoğlu kendi çaresizliği içinde ötekinin(ebeveyn/ bakım veren ) yardımına muhtaçtır demiştik. Bir durum paradoks gibi görünse de bu çaresizliği onun yaşamda kalma ve onu diğer canlılar içinde farklı ve üstün kılmıştır

İnsanı diğer canlılardan ayıran ikinci özellik ise dili kullanma becerisidir demiştik. İnsan, dili kullanarak anlam üretme, ürettiği anlam içinde ilişkisel bir toplum içinde yaşamaya başladı. Bu süreç insanın sosyal yapılar oluşturmasına ve bir arada yaşama için sosyal, duygusal vb değerler oluşturmasını sağladı. Oluşturduğu bu yapılar içindeki insan kendi içindeki özünü göstermek ve görmek için bir takım psikoseksüel stratejileri geliştirdi. Bu stratejiler insanlık tarihi içinde yaşadığı kültür, bilgi, eğitim durumu vb faktörlerle farklı şekillerde dışavurulmuştur. Örneğin “Willam Shakespeare” Romeo ve julietini “Leonardo da Vinci’nin” Mona Lisa tablosunu ortaya koyarken farklı yollardan görme ve görülme ihtiyacını gidermeye çalışmışlardır. Verdiğim örneklerden de yola çıkacak olursak insanın kendi veya insanlık tarihi için var etttiği her söz, her nesne, her edim kendi yetersizlik travmasını gizlemeye, belki bir noktada ise ötekilerin gözünde bu yetersizlik duygusunu alaşağı ettiğini göstermeye çalışmışlardır.

Modernleşen insanın hikayesindeki görme ve görülme İstenci farklı yollardan tecelli edilmiş olsada insanının mutlak anlamda ötekinin arzusuna muhtaç olması Ve ilişkisel yapısından ötürü ötekinin gözünde var olma istenci, kendi tarihsel yaşamı ve evren yaşamının dikey-yatay yönlü gelişmesini ve değişmesini sağladı. İnsanın bu gelişim ve değişim içinde bulunduğu aile yapısı, kültür, devlet vb yapılarla farklı fraksıyonlarda yaşandı. Teknolojinin insan hayatındaki öneminin artmasıyla insanın görme ve görülme istenci de aynı paralellikte arttı. Teknoloji ve sosyal medya ötekinin gözünde kendi yerini ve anlamını bulmaya çalışan insan için fazlasıyla dikkate alınması gereken bir mecradır. Sosyal yaşamın devamı ve kendi kişisel yaşamını ötekinin baktığı yerden bulan insan için sosyal medya insan için var olma ve varlığını gösterme biçimi olarakta görülmelidir. Zira yaşamın en başında ötekiyle var olabileceğini söylemiş olduğum insan için ötekiyle kurulmuş olan her iletişim şekli, insanın görme ve görülme istemcinden kaynaklanmaktadır. W. D. Winnicott’ın dediği gibi, ‘Gizlenmek zevklidir, bulunmamak felaket. ’

Aşağıdaki kısa hikayeye bir göz atmamız düşüncelerimiz somutlaştırmamız adına faydalı olacaktır.

“Karanlık bir odanın köşesinde, dizleri avucunun içinde çaresizce ağlayan bir çocuk sesiyle irkildi genç ve alımlı kadın, hıçkıra hıçkıra ağlayan bu ses yeğenin sesiydi. Ses ver ne olur ses ver diye ağlayarak bağırmaya devam ediyordu küçük çoçuk! çocuğu karanlık odada haps eden neydi? Küçük Çocuğa, birkaç adım atsa o karanlıktan çıkabileceğini unutturan engel neydi? Bu sorular ve cevapları genç ve alımlı kadının zihninde dolanıyordu?

Yukardaki kısa hikayeyi birçoğumuz çocukluk çağlarımızda yaşadık veya duyduk bu hususta kendi karanlığımıza ışık olmanın en temel yolu ötekinden gelecek bir ses yahut bir görüntü, her birimiz görmek ve görülmek için bir başkasının bize baktığı yerden kendimizi görmekteyiz ve herbirimiz ötekinin yankısına kulak vermeliyiz tekrar tekrar hatırlamalıyız ki, insan her ne şekilde olursa olsun ötekinin gözünde göründüğü ve kendi anlamını gördükçe insanlaşacaktır.

. . .

Bu yazı toplam 6392 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.