Ramazan Özpamuk

Ramazan Özpamuk

tigrishaber
Yazarın Tüm Yazıları >

Kefaret

A+A-

Primitif ilkel din dediğimiz ilk düşünce insanın beyninde başlaması insanın kendini doğayla ile girdiği ilişki sonucu oluşan suçluluk duygusu dini doğurmuştur. Yaşamasını sürdürmek için avcı oluşu hayvanların öldürülmesi içten içe suçluluk duygusunu yaratmıştır. Bu suçluluk duygusunu telafi edebilmek için kefaretini ödemek özür dileyici dinsel simgesel güçler yaratmıştır kendine bu yarattığı simgesel göçlerle kefaret ayinlerini düzenleyerek vicdanını, ruhunu, pişmanlıklarını ve utancını telafi etmek istemiştir. İnsan bu suçluluk duygusuyla uzun süre yaşayamaz mutlak anlamda huzura kavuşturacak bir bilince ihtiyaç vardır. Bunu yapmazsa yaşayamaz ve hiçbir psikoloji suçluluk duygusuyla uzun süre aynı sahada kalamaz. Vicdan ve ruhunu huzurlu kılmadan hiçbir bir yaşama şansı yoktur. Kefaretini ödeyen bu algısal mantık aktivite edilmiş, pratik ve dinamik olur. Dinsel mistik bir güce kavuştuğunu düşünen bu bilinç doğa ve toplumu daha fazla tahakküm altına alabileceğini düşünebilmiştir.

Daha fazla dinsel mistik ayinler daha fazla gizli güçleri, gizli mistik bilinci ve tanrısal iktidar gücünü doğurdu. Doğayı ve toplumu hızla kontrol mekanizmasını doğuracak yeteneğini ele geçirerek, despotik tiran bir yapı ortaya çıktı.  Böylece kainatın sırlarını mistik gücünü her ödediği dinsel kefaretlerle gücüne güç kattı. Kendi iç kuruntularını huzursuzluğunu ve suçluluk duygusunu mistik ayinler ile mutluluğa ve huzura kavuşturdu. Hareket ve yaşam alanına kendi tahakkümcü gücüne, meşru bir zemin yaratarak ilerleme kazandı. Kendi ilerlemesinin dinamo gücü, mistik güçleri ödediği kefareti kadar güçlüydü ne kadar kefaret o kadar güç ve iktidar.

İçindeki günahlarını anlatan ilk bilinç, ilk başta Göbeklitepe olgusunu yarattı. Sonra doğa ve toplum karşısında yenilen insan bilinci, ruhsal dünyası, dinsel simgesel güçlere iş dünyasının kötülük ve günahkarlıklarını anlatacak, huzura ve mutluluğa kavuşturma yollarını aradı. İç dünyasındaki sıkıntılar ve kefaretler. Ruhunu gizli örtülmüş düşüncelerini açığa çıkarmak için çaba sarf etti. İnsan ruhunu onarmak ve yeniden güçlendirmek için kurduğu mabetlerden büyük moral depoladı, onu ileri ki hayata karşı daha güçlü kılmak için bu gerekli ve zorunlu idi. Bir kendi korkuları bilinmezlikleri, koca yalnızlıkları içinde tanrısal tapım mabetlerine ihtiyaç vardı.

 İslam ve Hristiyanlık arasındaki kefalet ödeme duygusu çok farklıdır. Hristiyanlık da gidip doğa ve toplum karşısında günahlarını itiraf edeceği bir merci bir kurum vardı. İtiraf ettiği oranda bu bilinç huzura kavuştu. İslamiyet’in itiraf edeceği sosyal dinamik açık bir merkez alan yoktur, gizli ve saklıdır. Karanlık bir perdenin ardına gidip loş Işıklar içinde papaza günahlarını açıklayıp kefaretini ödeyen insan çıkınca mutludur anlatmasa itiraf etmezse özür dilemezse o günah o vicdanı yiyip bitirecektir. Doğa ve topluma karşı kefaretini ödemeyen bireyler suçluluk bilinciyle daha fazla yıkıcı ve yıpratıcı olurlar. Kefaretini ödemeyen bilinç özgür olamaz.

Tarihte bütün dinsel hareketlerin gelişim evresi toplumsal ve sınıfsal olarak yoksul ve mağdur tabandan başlayarak gelişim gösterir ve daha sonra bürokratik eşraf zengin kesim dini kendi çıkarları için kabul ederek kendi iktidarlarını ve sömürücü gücünü meşru bir dinsel güçle aklamaya çalışırlar. Ve yayılma gücünü bu zeminden kazanırlar.

 Tanrı İbrahim kendi Sara'dan olan oğlunun boğazını kesilip tanrıya sunmasını yasaklar. Kefaretini hayvan keserek ödenmesini sağlar. Pers kralı Xerxes’in eşi Amestris Ahrimanı yatıştırmak için ona kefaretini ödemek için 14 çocuğu diri diri toprağa gömer. Kefaret özür dileyici bir faktördür. Kendini suçlu, hatalı ve günahkar olma bilincidir. Bu bilinç mutlak bir anlama ihtiyacı duyar. Günümüzde zengin bürokratik din bezirganları, yoksul kesime birkaç yardım vererek kendi kefaretlerini ödediğini düşünürler. En iyi para kazanma yöntemi bu din tüccarlarının yöntemidir. Kazanılan servetin sefanın vicdansızlık varını suçluluk duygularını telafi edebilmek için kefaretlerini ödeyerek huzura ve mutluluğa kavuşacaklarını düşünüyorlar ve en büyük kefaret aldatmacası da böyle gelişiyor.

Bu yazı toplam 3427 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.