SANAYİ TOPLUMUNDAN BİLGİ TOPLUMUNA GEÇİŞ VE EĞİTİM!!!

İnsanlık tarihinin son üç asrına damgasını vuran sanayi uygarlığı yerini, aşama aşama yeni bir uygarlığa bırakmakta ve bazı düşünürlerin “bilgi toplumu” bazılarının “sanayi-sonrası toplum” , bazılarının da “enformasyon toplumu” dedikleri yeni bir çağa girmekteyiz.

Sanayi toplumunun ürünü olan temel kurumlar son derece ciddi bir sarsıntı geçirerek, zaman ve mekân kavramlarını değiştirmektedir.Fabrika üretiminin egemenliğindeki sanayi toplumunun sosyo-kültürel ve sosyo-politik yapısını oluşturan ulus-devlet, kitle örgütleri,modernite, akıl ve pozitivist bilim gibi kavramlar ve kurumlar yeniden sorgulanmaktadır.

Sanayi tolumunda stratejik kaynağı oluşturan “sermaye” yerini, bilgi toplumuna geçiş sürecinde ‘bilgi’ ye bırakmakta ve bilgiyi üreten kurumlar tolumun temel eksenini oluşturmaya başlamaktadır.Baş döndürücü hızla gelişen ve dünyayı küçük elektronik bir köye çevirmiş olan yeni teknolojilere, bilgi üretiminin merkezi önem kazandığı bilgi toplumunun taleplerine, sanayi toplumunun yapıları yeterince yanıt veremez konuma gelmektedir. Özellikle toplumların ilerlemesinde büyük öneme sahip olan eğitim paradigması yeni toplum anlayışıyla birlikte bilgi üretiminde kilit görevi görmeye başlamıştır.Eğitim alanı ilerleyen teknolojinin kullanımında ve bilginin üretiminde büyük bir öneme sahip olmaya başlamıştır.Dolayısıyla klasik eğitim anlayışları işlevselliklerini yitirmeye başlayarak yerini, öğrenen merkezli eğitim, hayat boyu eğitim, sanal eğitim gibi modellere bırakmaya başlamıştır.

21.yüzyılda bilgi gerçek sermaye ve zenginlik olacaktır. Teknolojik gelişmeler sonucunda ekonomi, eğitim performansı açısından okullara yeni ve zorlu talepler yöneltecektir. Okullara yönelen bu yeni talepler sonucu; eğitimli insanın tanımı, öğrenme ve öğretme biçimleri ve ne öğrendiğimiz ile öğrettiğimiz, yani bilgi değişecektir.

Bilgi toplumunun eğitim modeli genel olarak, birey odaklı, ekiple öğrenme, kılavuz öğretmen, hızlı değişen içerik, ileri teknoloji, çeşitlilik ve kişisel araştırmaya dayanırken, sanayi toplumunda ise, sınıfta yapılan ders, pasif özümleme, yalnız çalışma, her şeyi bilen öğretmen, değişmeyen içerik ve homojenlik söz konusudur.

‘Enformasyon toplumu’ teorisinin önemli ismi olan Y.Masuda’nın vurguladığı gibi “formel okul sınırlamaları enformasyon/bilgi toplumunda ortadan kalkacaktır. Şimdiki gibi kapalı eğitim sistemleri yerlerini bilgi networklerine bırakacaktır. Bu durum gelişmiş bölgeler ile gelişmemiş bölgeler arasındaki boşluğu ortadan kaldıracaktır. Bilgisayar destekli eğitimle öğretmen, danışman işlevi görecektir.”

Yaygın eğitim zorunlu ve genç yaşta tamamlanmakta iken bilgi toplumunda süreksizliklerin egemen olmasıyla toplumda yetişkinlerin eğitimi de büyük önem kazanacaktır. Kitle eğitimi yerine, bireysel beceri ve isteklere uygun bir eğitim anlayışı geçecektir.(Halk eğitim merkezlerindeki eğitim çeşitliliklerinin artması, meslek edindirme kurslarının yaygınlaşması ile üniversitelerin ‘sürekli eğitim merkezleri’ kurmaları)

Kısacası, içinde bulunduğumuz yeni asırla birlikte ciddi küresel dönüşümler yaşanmaktadır. Toplumun tüm alanlarını içine alan bu dönüşüm süreci Türkiye’yi de kaçınılmaz bir şekilde hem ilgilendirmekte hemde etkilemektedir. Türkiye’nin meydana gelen global gelişmelerden payını alması ve daha önemlisi tüm yapısal sorunlarını(başta eğitim olmak üzere, ekonomik,politik sorunlar) çözmesi için önündeki engelleri aşması zorunlu görünmektedir.(adil gelir dağılımı, her yere teknoloji, kalifiye işgücü, zihinsel dönüşüm ve evrensel hukuk normlarına dayanan demokratik anayasal düzen)

Şeyhmus Kaya

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.