Ramazan Özpamuk

Ramazan Özpamuk

Ortadoğu ve pragmatik siyaset

Ortadoğu ve pragmatik siyaset

Ortadoğu'nun kültürel, tarihi ve etnik yapısı çok kırılgan, değişen bir yapıya sahiptir. Tarih boyunca sömürgeci ve emperyal güçler bu toplumsal dokuyu kendi egemenlik alanlarını daha fazla genişletebilmek için parçalamışlardır. Dinsel ve etnik yapıların minimize olması, beraberinde birçok sorunu da doğurmuştur. Dinsel ve kültürel yapı sürekli provoke edilerek, bölge sıcak ve çatışmalı bir savaş alanına dönüştürülmüştür.

21 Yüzyıl'da dünya bilim ve teknoloji alanında çok hızlı ilerlemeler kaydederken, Ortadoğu sahası hala binyılların dinsel ve kültürel bağnazlıklarıyla uğraşıyor. Bütün insanlığın evrensel değer yargılarını ve dokusunu tehdit eden bir bağnazlıkla karşı karşıyadır. Demokratik eşitlikçi ve hoşgörü kültüründen uzak bir zihniyetin varlığı bölgeyi her zaman tehdit eden bir güç olmuştur. Bir başka güç, bir başka güce karşı yaşama hakkı tanımıyor. Aşiret ve kabile zihniyeti, kan ve iktidar hırsı bölgeyi alabildiğine kan ve gözyaşına boğmuştur.

 Yaşadığımız  bu çağda hala insanlık dini ,etnik ve kültürel yapıların varlığı ile uğraşıyor. Bin yıllardır aynı coğrafyada yaşayan hakların tarihsel sorunları, uluslararası güçlerin eliyle kışkırtılıyor. Bölgenin zenginlik kaynaklarını ele geçirmek için, durmadan tarihi ve toplumsal çelişkiler canlı tutulmaya çalışılıyor ve böylece bölge bir dinamit kuyusuna çevriliyor.

Ortadoğu'daki iktidar ve güç kavgaları, hayli çetin ve kanlıdır. Boğazlaşma, etnik temizlik; IŞİD örneğinde çokça tanık olduğumuz vahşet ve barbarlıklarla doludur.

Bu zeminde siyaset kuralları çok farklı işler. Siyasetin ana kuralını belirleyenler, yaşanan toplumsal ve kültürel yapıları beliriliyor. Bırakın uzun vadeli politikaları kestirebilmeyi, haftalık, aylık siyaseti dahi kestirebilmek hayli zorlaşıyor. Taşlardan birinin yerinden oynaması, domino taşı gibi diğerlerini de etkiliyor. Toplumsal ve kültürel yapıların iç içe geçmişliği sorunun çözümünü de oldukça zorlaştırıyor.

Siyaset bir tutum ve tavır alma sanatıdır. Kimin, ne zaman, neyi, nasıl, elde ettiğini belirleyen bir güçtür. insanlar ve toplumlar etnik yapılar arasındaki sorunlar var oldukça siyasette her zaman var olacaktır.  Gruplar, kültürel yapılar ve iktidar güçleri kendi siyasetlerini zora ve silaha başvurarak çözmeye çalışıyorlar. Diplomatik bir dil, karşılıklı nezaket bu coğrafyanın dilinden, kültüründen oldukça uzaktır.

Pragmatik siyasetin özü faydacılık ve çıkarcılıktır. Bu yaklaşım kendini en iyi  şekilde makyavelist olarak tanımlar ve burjuvazi ile birlikte ete kemiğe bürünür. Kişisel çıkar ve fayda için her şey mubahtır esasına dayanıyor. İdeolojik ve siyasi çıkarlar çelişse dahi, bu güçler birbirinden faydalanmak için her türlü yola başvururlar.  Ne yazık ki, bölgenin siyaset gerçekliği de budur.

En son Ortadoğu sahasında IŞİD'in ortaya çıkarılmasıyla, bölgenin sosyal, kültürel yapısını oldukça zorladı ve yerle bir etti. Taşlar yeniden şekillenmeye başladı. Bölgesel ve uluslararası güçler bu yeni duruma karşı tutum geliştirmeye, tavır almaya başladı. Her güç mevcut bu yeni durumdan nasıl en iyi şekilde faydalanırım diye bir pozisyon belirlemeye başladı. İlişkiler, ittifaklar yeniden şekillenmeye başladı. Pragmatik siyasetin sınır tanımaz ilişkileri, hızlı ve kaygan bir şekilde yol almaya başladı.

Pragmatik siyasetin doğasında hümanizm, insanlığın değer yargıları ve maneviyat yoktur. Varsa yoksa gücün çıkarları esastır ve bunun içinde her yol ve yöntem meşrudur ve kabul görür.

Ortadoğu'da en son Suriye savaşında Amerika'nın sahadan çekilmesi de ve Kürtlerle ilişkilenmesi de bu pragmatik siyasetin kuralları icabıdır. İnsanlık dramları, acılar, yıkımlar, talan ve sürgünler bu pragmatik siyasetin umurunda değildir. Varsa "bağlan bağlaaan" diye feryat figan eden histerik hallerini nasıl ve ne şekilde izah etmek gerekir. Bu bombalamadan nasıl bu kadar mutluluk çığlıklarını atabilir? Pragmatik milliyetçiliğin bu kadar revaçta olduğu bir zeminde insanlıktan, barıştan yana olmak yürekli bir duruş gerektiriyor, Batının pragmatik siyasetine.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ramazan Özpamuk Arşivi
SON YAZILAR